Mavi Büyüme

Akdeniz’in Çekim Merkezi İzmir.

Ege Bölgesi’nin gerek nüfus gerekse dış ticaret açısından en büyük şehri olan beş bin yıllık liman kenti İzmir, kıyı ve kıyı etkileşim sahaları ile 22 ayrı limana ev sahipliği yapıyor. İzmir, 15 Milyar dolara yaklaşan ihracatının %75’ini deniz taşımacılığı ile gerçekleştiriyor. İzmir Kalkınma Ajansı olarak bölgemizin bu üstünlüğünü, özellikle deniz taşımacılığı ve limancılığın geliştirilmesi yoluyla kentin sürdürülebilir büyümesine katkıda bulunacak bir perspektifte değerlendirerek mavi büyümeye öncülük etmeyi hedefliyoruz.

Bu hedef doğrultusunda kıyı ekonomisine odaklanarak özellikle deniz taşımacılığı ve limancılığın geliştirilmesi, deniz ve denizciliğe bağlı sektörlerin sürdürülebilir büyümesi, tasarım yoluyla katma değerli ürün üretiminin sağlanması, yaratıcı endüstrilerin geliştirilmesi ve kıyılardaki turizm odaklı ekonomik çeşitliliğin artırılması için çalışmalar yürütüyoruz.

Akdeniz’in Çekim Merkezi İzmir.

RICHARD HARDIMAN: DENİZ ÇÖPÜNÜN YOLCULUĞU KARADA BAŞLIYOR

Deniz çöpü ve deniz kirliliği üzerine çalışan RanMarine Technology BV girişiminin kurucusu ve CEO’su Richard Hardiman’la deniz çöpü ve bu husustaki modern çözümler üzerine konuştuk.

Sayın Hardiman, bugün Mavi Büyüme Politikaları çalışmalarımız kapsamında oldukça önemsediğimiz deniz çöpü sorunu ve bu sorunla nasıl başa çıkabileceğimiz hakkında size birkaç sorumuz olacak. İlk olarak, deniz çöpü nedir, bizler için tanımlar mısınız?

Deniz çöpünü genel anlamda plastik olarak tanımlardım, ancak suda olmaması gereken birçok farklı atık türü de deniz çöpü olarak ifade edilebilir. Çoğu zaman deniz çöpünü okyanusta bir yerlerde kaplumbağaları öldüren ve deniz yaşamını yok eden bir şey olarak düşünürüz fakat deniz çöpünün yolculuğu esasen karada başlar. Önce bir nehre fırlatılıp atılan basit bir plastik kapla başlar, sonrasında bu plastik nehir boyunca, bir limandan veya bir çıkış noktasından denize ve oradan da okyanusa taşınabilir. Bu nedenle benim için deniz çöpü karada iken kendini suda bulan ve suda olmaması gereken her şeydir. Bizim özellikle odaklandığımız konu da bu.

Deniz Çöpü oldukça modern bir problem, zira plastik atıklar sularımız için gittikçe daha fazla kirlilik yaratmakta. Ve aslında bu sorunu modası bir hayli geçmiş çözümler ile çözmeye çalışıyoruz. Peki, ürününüz WasteShark gibi drone’ların ve robotların bu sorunun üstesinden gelinmesinde ne gibi yardımları olabileceğini düşünüyorsunuz?

Modern bir sorun olduğuna tamamen katılıyorum. Ve bence doğru çözümlere sahip olsaydık, en başından böyle bir sorunumuz olmazdı. Bu yüzden modern problemlerin modern çözümler gerektirdiğini düşünüyorum. Drone’umuzun da bunlardan biri olduğunu düşünüyorum, eğer su yüzeyinin üstünde sürekli olarak yiyecek, atık taraması yaparsak, robotlar bunu yapabilirse, o zaman okyanusa karışan çöp miktarını da azaltabiliriz. Dolayısıyla sorunu, kaynağında durdurmaya çalışıyoruz. Bu nedenle, limanlara ve su üzerindeki bazı akıllı şehir alanlarına odaklanıyoruz.

Ve bu çöpün liman duvarı dediğimiz yeri geçerek suya karışmasını engellemeye çalışıyoruz, böylece daha fazla çöpün çıkışını önleyerek okyanusu koruyabiliyoruz. Robotlar harika çünkü insanların yapmaya pek hevesli olmadıkları şeyleri yapıyorlar, atık toplamak da bunlardan biri. Yani, suyun içinde atık toplamaya uğraşan insanlar olmamalı, dolayısıyla robotlar sürekli olarak aynı yeri tekrar tekrar elden geçirecek şekilde programlanabilir ve bu atıkları kıyıya toplayabilirler. Buradan da alıp etik bir şekilde geri dönüştürebilir ve ne yapmamız gerekiyorsa onu yapabiliriz. Ama ilk olarak atıkları sudan çıkarmalıyız. Robotlar, yaptıkları işleri müthiş bir şekilde tekrar tekrar yapabiliyor. Ve bence bizim gerçek amacımız da bu; olay sadece çöpü gördüğümüzde yerden almak değil, bizler gece çöpü görmüyoruz, gündüzleri işteyken görmüyoruz. Robot ise durmaksızın işini yapmaya devam ediyor. Ve bence bu robotların su üzerindeki çöpü toplamakta öne geçtiği nokta.

 

Bu kapsamlı açıklama için teşekkür ederiz. Ürününüz WasteShark’ı tasarlarken balina köpekbalıklarından ilham almışsınız. Bize WasteShark’tan bahseder misiniz? Ne işe yarar, nasıl çalışır?

Çok doğru söylediniz. Balina köpekbalıklarından esinlenildi. Eğer hiç balina köpekbalığı görmediyseniz, çoğu balina ile benzer görünüme sahip. Çok büyük bir ağızları var. Drone’umuz da tıpkı bu şekilde kocaman bir ağız ile çöpleri adeta bir balina köpekbalığı gibi tüketiyor. Arkasında yatan amaç da bu. WasteShark küçük bir katamaran. Boyutu yaklaşık olarak ortalama bir sehpa kadar. Robotik anlamda yaptığı iş ise oldukça zekice. Ancak suyun içinde yaptığı asıl iş gayet basit. Yalnızca suyun içinde ilerliyor. Katamaranın altında atıkları yakalayan bir sepet bulunuyor. Ve ön tarafta su yüzüne çıkan küçük bir kanatçık var. Ama esas olayı basitliğinde yatıyor. Suyun içinde yüzerek atıkları karnında toplayıp kıyıya geri götüren bir robot. İki seçeneğimiz var. Normal drone’larda olduğu gibi uzaktan kumanda ile kontrol edebilir veya otomatik versiyonunu kullanabilirsiniz. Bu versiyonda ara noktalar belirleyerek nereye gitmesi gerektiğini ve ne zaman geri dönmesi gerektiğini söyleyebiliyoruz. Tepesinde ışık var. Yani görme becerisi var, gözleri var. Yolu üzerindeki trafiği görüp etrafından dolaşabiliyor. Yani dilediğiniz kadar karmaşık bir hale getirebiliyoruz. Ama özünde bir balina köpekbalığı balığı gibi. Suda yüzüp karnında yiyecek topluyor ve kıyıya geri götürüyor.

 

Ürünü yaratırken, onu tasarlarken kendinizin de belirttiği gibi “kazara çevreci” olmuşsunuz, değil mi?

Aynen öyle oldu. Bu ürünü ilk geliştirmek istediğimde, arkasında yatan sebebin aslında limanların sudan atık topladığını görmenin yarattığı hayal kırıklığından olduğunu fark etmemiştim. Hikayem şöyle ki, Güney Afrika’da Capetown’daki bir kafede bir fincan kahve içerken iki adamın, küçük bir havuz temizleme ağı bağladıkları tekne ile sudan atık toplamak için uğraştıklarını gördüm ve bu, bir işi yapmanın inanılmaz derecede verimsiz bir yolu gibi görünüyordu. O zamanlar okyanuslarımızda yaşadığımız tüm plastik kirliliği sorununun bilincinde değildim. İşi yapma şekilleri çok canımı sıkmıştı. Ben de bir peçetenin arkasında, ben olsam bu işi nasıl yapacağımı tasarlamaya başladım. Sonra garajımda, aklımda beliren drone fikrini uygulamaya geçirdim. Ve bunu telefonumla uzaktan kumanda etmemi sağlayacak kendi programımı geliştirdim. Sonra, bunu yaparken, atık meselesinin ardındaki en büyük sorunun aslında bilgi olduğunu keşfettim diyebilirim. Sonra iki fikri bir araya getirdim ve düşündüm ki, eğer bana bu konuda yardım edebilecek daha zeki insanlar, daha iyi mühendisler bulabilirsem, o zaman sorunun çözümüne katkıda bulunmak ve çöplerin o boş duvarlardan suya karışmasını önlemek için gerçek bir şansımız olabilir. Yani bu bir fincan kahve içerken oluşan bir fikirden bugün burada Rotterdam’da bir işe dönüştü.

 

Bu gerçekten de ilginç ve etkileyici bir hikaye. Bay Hardiman, bizler su yüzeyindeki atıkları net ve somut bir şekilde görebiliyoruz. Yüzeyde plastik şişeler, plastik torbalar ve diğer biyo-atık türleri var. Peki yüzeyin altında ne olup bittiğini biliyor musunuz? Suların tabanında var olan ama görmediğimiz atık maddeler var mı?

Kesinlikle. Ben bunu bir nevi buz dağı olayına benzetiyorum. Sadece en üstteki yüzde 10’u görüyorsunuz, yüzde 90’ı ise su altında. Plastikteki sorun parçalanması. Özellikle okyanus yüzeyinde çözünmeye başlıyor. Ve bunların çoğu okyanus tabanına iniyor. Ve bence bu ciddi bir sorun çünkü bir kere çözünmeye başlarsa balıklar ve diğer memeliler gibi deniz canlıları bunları yiyecek sanarak yutmaya başlıyor.

Bence WasteShark’ın hedeflerinden biri, plastik atıkları sudan olabildiğince çabuk çıkarmaya çalışmak. Yani çözünüp batmadan önce. Bu şekilde deniz tabanında var olan sorunu önlemeye çalışıyoruz. Bu sorundan nasıl kurtulabiliriz bilmiyorum. Bence bu, insanların çözmeye çabaladığı en büyük sorunlardan biri. Yüzeyde görebileceğimiz çöpleri zaten temizleyebiliyoruz. Bunu yapmanın çeşitli yolları var. Zor ama yapılabiliyor. Ancak atıklar bir kere okyanus tabanına veya herhangi bir nehir veya deniz yatağına indiği zaman, tuz ve kumun altına gömülerek çok büyük bir sorun haline geliyor. Bu yüzden, birisinin bu sorunu çözmek için bir robot bulacağı günü dört gözle bekliyorum. Bu bir sorun. Yineliyorum, biz bu atıkların dibe çökmesini engellemek istiyoruz. Yani, henüz plastik yeniyken sudan çıkarıyoruz. Sanırım bu atıklar daha kolay geri dönüştürülebilir. Ama gittikçe daha fazla insan deniz dibine bakıp buradaki çöplerle ilgili ne yapıyoruz diye soruyor.

 

Peki Ajansımız Mavi Büyüme Politikaları Birimi uzmanlarıyla İzmir’deki durumu konuşma şansınız oldu mu? Mavi büyüme ve mavi ekonomi alanlarında İzmir’in potansiyeli ve sahip olduğumuz imkanlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Her şeyden önce, bence bu sorunu ele almaya yönelik adım atarak çözümü için bir ağ yaratmaya çalışıyor olmanız harika. Konuyu henüz yeterince konuşamadık. Şimdiye kadar bir kez görüştük ve umarım gelişme kaydedilir, önümüzdeki aylarda bunun olacağına eminim. Ama sorununun farkında olan ve nasıl çözeceğimizi bulmaya çalışan insanların olması beni gerçekten teşvik ediyor. Bizimkisi pek çok çözümden biri. Ama neler olduğunu görmek için olaya kuş bakışı bakmanın ve bulmacanın tüm parçalarını bir araya getirmenin harika olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden sorunun çözümüne nasıl yardımcı olabileceğimiz ve katkıda bulunabileceğimiz konusunda daha çok sohbet etmeyi dört gözle bekliyorum.

Bizler de sizinle daha çok sohbet etmeyi dört gözle bekliyoruz ve sorularmıza cevap verdiğiniz için çok teşekkür ederiz.

Ben de gelecek sohbetlerimizi dört gözle bekliyorum ve bugün bana zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim.